14 Şubat 2011 Pazartesi

Yeni Kitabım İçin Düşündüğüm Kapak Yazısı


Yeni kitabım için düşündüğüm arka kapak yazısını hazırladım; (Ya da önsöz olarak paylaşılacak)

Bakın, ben genç bir adamım ve ne hayatımda ne de yazılarımda edebi bir kaygı taşıyorum. Dahası bu kitap benden çok sizin eserinizdir, anlayacaksınız... Sizden tek bir ricada bulunacağım, insanlardan bir şeyler istemekten hoşlanmam. Beni okurken size bugüne kadar dayatılmış olan bütün değer ve yargılarınızı ardınızda bırakın. Bana arınmış olarak gelin, çünkü ben sizi yeterince kirli göstereceğim. Bu kitap size hoşunuza gitmeyecek şeyler okutabilir, onu bir anti-kahraman yazdı. Ama ben aydın bir serseri olduğumu düşünüyorum… Ben mesela bazen bütün gün karanlıkta oturur ve konuşmam. Siz güneşi ve iletişimi seviyorsunuz. Ve sık sık ölüleri ziyaret ederim. İki mezar arasına uzanıp tütün sarar ve düşüncelere dalarım, siz dualarla yetinirken. Ben dürüst bir yalancıyım ve bu insanlığa karşı bir “baş kaldırış” kitabıdır. İnsanların beni sevmesini değil, anlamasını istiyorum. Tanrım! Gene bir şeyler istiyorum… Tanrı?

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Gerçekten iyi, tebrikler

Bastet dedi ki...

çelişki dolu, bencil bir maskenin ürünü..

Kübra dedi ki...

Karanlığın içinde boğularak ölmek neye yarar ki.Sen kendi karşı çıktığın olaylarda neden kişiyi suçluyorsun.Hatalar senin utancın,senin kaçışın,senin görmezden geldiklerin.Arınıp gelince sana ruhum rahata mı kavuşacak.Sen romanında yine bana kirlenmişlik sunarken arınmak niye.Bizim yalanlarımız içimizdeki öfkeden hırçınlıktan ya senin yalanların.Ruhum ve bedenim umutsuzluğu istemezken benliğimi sorgulayıp suçlaman niye.Sadece arınıp gelmekse olay boşversene arınsamda aynı rol verilcekse sen oyna bütün kirlenmişliklerin aleminde...

hayal coğrafyası dedi ki...

edebi kaygın yoksa yazma o zaman

Huzeyfe YILDIZ dedi ki...

Yazdığın yazılarda kendi resimlerini kullanıp, resimlerle reklam olmaya çalışman bir ironi. Yazma kaygın olmadan içinden geldiği gibi yazıp, kendine aydın serseri demen ironi. Temiz gelip kirleteceğini söylemen ayrı bir ironi. Fotoğraflarında ve yazılarında gittikçe çirkinleşmen, terbiye diye bir şeyin sınırının olmadığını anlatırcasına kadını fantezi oyuncağı olarak görüp aşkı biliyorum demen çok daha büyük bir ironi.

Ve senin şu kendini bilmez, kendini yüceltmeye devam edecek olan tavrının seni yerlere serdiğinden habersizmiş gibi davranman, seni iğrenç bir ADAM yapıyor ki adam kelimesini lafın gelişi olarak söylüyorum

Adsız dedi ki...

Yazan insanı yazmaya iten, edebi kaygılardan daha içsel bir durum. Edebi kaygısı olmayan insana "yazma" demek, hiçbir şey değilse içeride kalmış bir cehaletin göstergesi. Yazınızı yorumlamayacağım, fakat öncesinde yapılan yorumlar bana oldukça faşist geldi. Olumlusu da, olumsuzu da. Çelişkinin olmadığı yerde biten yazı, olsa olsa "nutuk" olabilir. Yazar kendisiyle, etrafıyla, içsesiyle çelişmeden yazamaz. Yazarsa da ortaya okunası bir şeyler çıkmaz gibi geliyor bana. Çelişkilerden arınıp edebi doyuma ulaştığında kurur yazarın kalemi. Kalemi kurutmamak için elden geldiğince çelişmek lazım. Fikirler, bir şeylerle çelişmeden ortaya çıkmıyor.

Adsız dedi ki...

İroni denilen kavram bizim kendi dudaklarımızdan dökülerin kelimelerin hepsinde var. En kanıtlanabilir olan bilimde bile. Burada çelişkiyi eleştiri olarak görmeyi doğru bulmuyorum. Yazıların güzel. Kadınları tanımış olduğun ise başlı başına bir yalan, yaşın gereğiyle bu da oldukça doğal bir şey. Böyle düşünüyor olman yani. Fakat bana kalırsa farklı ol. Charles Bukowski ya da Nietsche gibi kadınların onlarda açtığı yaraların izleriyle değil, tüm vücudunla yaz. Nefretinle de sevginle de. Kadını suçlamak ya da onu oyuncakmış gibi görmeden önce gerçekten onları yaşadığını göster bize. Kadınların ne muhteşem varlıklar olduğunu, başımızı kolayca döndürebildiklerini biliyoruz çünkü. Kalemin çok güzel, sıkılsak da (sıkılsak da diyorum) okutuyor. Beni ileride tanıyacağına inandığım, arkadaş diyelim..

Adsız dedi ki...

Yazılarında bu kadar anlatım bozukluğu ve yazım yanlışı varken edebi kaygının olup olmaması kimseyi ilgilendirmiyor. Önce dil bilgisi kurallarına bakıyor çoğu insan.

Hitchcock dedi ki...

olmasan da olurmuş. mümkünse bidörtyüzyıldaha yeraltında kal.