19 Mart 2012 Pazartesi

Annem İçin


Sana hiçbir zaman aslında ne kadar hasta biri olduğumu söylemedim anne, sen sadece yazdığım kitaplardan okudun beni; ama sen yazdığım şeylere de inanmazdın anne, düşündüğüm her şey bir aldanma ve başıma geldiğini anlattığım her şey bir oyundu senin için. Neden hiçbir zaman yakıştıramazdın bana bu hayatı? Neden oğlunu hiçbir zaman olduğu gibi tanımak istemedin? Hiç sormadın anne; kaçtın sen, bilmek istemedin.

                Oysa ben çoktan yazmıştım hayatımı: Bir tren garı, dağ başı ya da bir nehrin kıyısında bulacaklardı cesedimi ve ben ölmeden önce her şeyi yazmış olacaktım artık. Bir misyonla doğduğumu düşündüm hep: yazmak, ama savaşları, yediğim yemekleri ya da politikacıları değil, ciddi şeyler yazmak. Ne kadarını yazabildim ya da bugüne kadar “onlar” tarafından ne kadar anlaşılabildim bilmiyorum anne, ancak bazı geceler yüksek ateş ve sayıklamalar ile uyanıyorum. Bu defa sadece senin için yazarken, aklımdaki görüntüye de sadece sen düşüyorsun: Eski günlerdeki gibi başımı kucağına koyduruyor ve yumuşacık ellerini sarı saçlarımda gezdirirken bana bir şeylerden bahsediyorsun. Neden hiç dinlemedik anne biz birbirimizi?

                Hasta olmama rağmen, beni hâlâ yanına gelmemekle suçlayabilirsin, ancak seni bu denli bencilce sevmiyorum; bu hayatı ben seçtim ve evin rahatlığına kanmak istemiyorum. Oraya bir kere daha gelirsem asla çıkmak istemeyeceğimi biliyorum ve burada, tek başıma hastalıktan ölmeyi tercih ederim, çünkü yanlış da olsalar hayatımı kendi fikir ve düşüncelerim dâhilinde yaşamak, kendimi hür irademle gerçekleştirmek istiyorum.

                Sabah uyandığımda biraz daha iyi olabilirsem, dünyayı yürüyerek dolaşmayı düşünmeye devam edeceğim. Ve sen, benim bir tanecik güzel aşkım, bu yolda da hep benimle olacaksın. Senin bu aklını uzun zaman önce kaybetmiş savurgan oğlun, her zaman çok sevecek seni! Ama hiçbir zaman senin yıllardır yaptığın gibi çalışmayacak ya da bir gün emekli olmayı ve büyük bir ev almayı düşlemeyecek mesela.

                Söylediğim şeyler senin için hiçbir anlam ifade etmeyebilir, bunun seni seviyor ve hep sevecek olmamın yanında hiçbir anlamı da yok zaten, ancak benim için artık endişelenmemeni, olmasa bile her zaman güçlü olacağımı belirtmek istiyorum sana. Bu benim hayatım ve bir noktadan sonra yollarımızın ayrılması kaçınılmazdı. Senin her zaman ileriye dönük düşünebildiğini biliyorum, bu yüzden kendimi daha fazla açıklamaya çalışarak seni bir aptal yerine koymayacağım. Bu seni rahatlatacaksa, artık mektubu da bitirdiğime göre, yeniden biraz uzanacak ve başka düşler görmek üzere uykuya dalmayı bekleyeceğim şimdi.


7 yorum:

Adsız dedi ki...

J'ai tue ma mere'i izledin mi? -pj

didem emir dedi ki...

okan baygulgende ızledım seni..varlıgından ılk haberdar oluşum..paylaşım sitelerine baktım..hakkında yazılanlara..

insanlar neyle ilgileniyorlar anlayamadım! yazdıklarınla mı nasıl bi yerlere geldiginle ya da gelme cabanla mı..püff..

nereden yakalayıp aşagı ceksem derdindeler..

ne güzel işte..düşünüyosun varsın..oturup onume gelse de hazırdan yesem demiyosun.kendin ırdeliosun herşeyı..kimine gore mantıklı kimine gore hastalıklı neyse ne..isteyen alır okur istemeyen almaz ..
benim icin neyi anlattıgın degil onu nasıl anlattıgındır onemli olan..yarın kitabını alıp okumaya başlicam ..
cesaretin icin seni tebrik etmek istedim..

onemi olur mu bilmem diyecegim ama..onemi olmasaydı kitabı okuyucuya sunmazdın diye düşündüm bi an :)

velhasın-ı kelam,
bol okuyuculu nice kitaplara diyorum..

Başak Asli Tez dedi ki...

Çok yerde denk geldim belki bu isime. Eleştirmenleri eleştirirdim, sesimi duyabilecek olsalar.

Denmiş ki ; Genç çocuğun şımarıkça yazdığı bişeyler. (tam bu kelimelerde olmayabilir. çünkü bende onları çok ipleyerek okumadım.)
Merak ediyorum 17 yaşındaki çocuklarına, konuyu ve kağıt-kalemi versek, sadece 1 sayfa okunabilir bir öykü yazabilirler miydi? Yazsalar da ben okumam sanırım.

Denmiş ki ; İyi bir yalancı. İyi bir yalancı olsa, yalan olduğunu anlayamazdınız. Çünkü onu belli etmezse ancak iyi bir yalancı olur.

Denmiş ki ; Hasta bu çocuk ve anlattığı gibi bir hayatı veya yaşantısı yok. Evet olabilir. İlk kitabında demiş ki “ne mutlu şizofrenim diyene” . Şizofren olmak, yaşamadığın hayatı yaşıyorsun gibi hissetmek ve buna göre davranmak değil mi zaten. O da buna göre yaşıyorsa, yanlış bunun neresinde.

Sözde sağlıklı insanların yazdıklarını görünce.. Şizofren ve yalancı (size göre)kişiliklerin yazdıklarını okumayı tercih ederim.

Yazmayı bırakmayacağını biliyorum bu yüzden “ devam et” falan demem. Ama anlamayanı siktir et diyebilirim.

Adsız dedi ki...

Çağla Ünal @Caglaaaaaaaa

Bu kadar kendine güvenen, kendi kararları ne olursa olsun arkasında duran ve başkalarının dediklerine uymayan-ki bu başkası annen bile olsa- biri olabilmeyi isterdim. Tamam biraz tuhafsın. Bunu kabul etmişsindir zaten. Ama bu tuhaflığın iteceğine, çekiyor. İterken çekiyo ifadeSi vardır ya. Tam senlik yahu !
Bu aralar farklı birilerini görmeyi de özlemiştik. İyi ki Okan'ı izlemişim o gece.
Kitabını alamadım. Bi kütüphaneye filan gelirse artık ordan okuruz biz de. Neyse sağlıcakla..

burcak deniz dedi ki...

Gerçekten Çok Başarılısın Sana Kanım Isındı. :) Bende Yazıyorum Ufaktan Birşeyler Bu Yazın Beni Gerçekten Çok Etkiledi. Okurken Gözyaşlarımı Tutamadım Gerçekten. Nasıl İnsanları Etkileyeceğini İyi Biliyorsun Başarılarının Devamını Dilerim Bu Arada Kitabını Alıcam :)

Adsız dedi ki...

yanlızlıgı anlatan veya yaşayn mı desem, bilemdim şu aralar gerçek gördüğüm tek kişisin ve uzak olmak bunun acısını için için yaşamaktayım...

Adsız dedi ki...

melabanaptin.blogspot.com'a bakın derim