2 Aralık 2008 Salı

Şizofreni Hastalığı


Günümüzde dünyada 60 milyon, ülkemizde ise 600 bin şizofreni hastası mevcut ve bu hastalık genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber, orta yaşlarda da ortaya çıkabiliyor.

Şizofreni gerçek ile hayali ayırt edememe hastalığıdır.

Şizofrenlerin kulaklarına normal insanların duymadıkları ve hiçbir zaman da duymayacakları gaipten sesler gelir. Bu hastaların gözlerinin önünde sık sık hayali varlıklar belirir, hiçbir cümleyi adam akıllı tamamlayamazlar ve donuk suratları vardır.

Şizofreni terimi ilk defa 1908 yılında Eugen Bleuler adındaki isviçreli bir psikiyatr tarafından kullanılmış bir terimdir ve sizi temin ederim ki kanser ya da aids gibi hastalıklara oranla daha kötü bir hastalıktır.

....otobüslerde, vapurlarda her surata bir hayat çizerim ve yol boyunca bu hayatlarları hayal eder kafamdan senaryolar yazarım. Evlerin pencelerine, yanan ışıklarına baktığımda içlerine insanlar koyarım. Mutfaklarında pişen yemeklerini düşünürüm, yatak odalarındaki yasak sevişmeleri hayal ederim. Bir anne, bir baba ve biz kız çocuğu koyarım evin içine. Küçük kız odasında boyama yaparken boyaları değiştirir durur ya, işte ben o detaya, o boyalara saatlerce takılırım.

Nedensiz ağlamalar, yersiz atılan kahkahalar, zaman zaman gelen şiddet eyilimleri ve herhangi bir objeye yok yere saatlerce bakmak bakmak ve bakmak...

Bir şizofren hastası tanrının bile terk ettiği küçük ve boş bir odada kurduğu hayallerle günlerini geçirebilir. En kalabalık şehirlerin en kalabalık sokaklarında sıkılıp daralabilir. Hayatı boyunca yakalamak istediği bir fırsatı yakaladığı vakit ondan bile vazgeçebilir. Onun için kurallar ve insanlar bir yere kadar anlam ifade eder. Asıl anlam hayallerdedir.

ilişkiler, sevgiler ve sokak çocukları hakkında yazdıklarım bir yana şiddeti yüce bir varlıkmış gibi övüp de insanlara sevdirmeye çalıştığım onlarca yazılarım da oldu. Size şimdi aslında yazdığım her şey benim açımdan boş bir küme deseydim bana kızar mıydınız ? Söyleyin bana hasta bir insana can-ı gönülden kızabilir misiniz ? Üstelik size sizin gördüklerinizi aslında gerçekten sizin gördüğünüz gibi görmediğini açıkça söyleyen bir hastaya...

Gördüklerimizden ve zihnimizden ötesine gidemezsek tanrının ve doğanın denklemini nasıl çözebiliriz?

Bugünden 100 yıl sonra bugün gündemi belirleyen insanların hepsi solucanların yemi olacak toprak altında. Bugün var olan herkes hiçbir şey olacak. Geçmişlerini değiştiremeyeceğimiz fakat yeni bir gelecek vaadedebileceğimiz bir kuşak olacak. Bedenimiz çürüse de, ruhumuz yansa da düşünce akımlarımız hala nefesler alıp verebilen insanların zihinlerinde olacak. Ve inanın bana bu düşünce akımları hep dahilik ve delilik arasındaki ince çizgide var olan insanlardan çıkmıştır. Van Gogh en çok bilinen ve saygı duyulan şizofreni hastalarındandı. Einstein zaaflarını her daim lehine çevirebilen birisiydi...

Sizlere bilinçaltınızdaki önyargılarınızdan arınıp evrendeki her şeye daha önce kimsenin bakmadığı, bakamadığı gibi bakmanızı önermemin sebebi farklı bakarsanız farkı görebilecek olmanızdandır. Kendimi tam olarak bir şizofren olarak görmesem de bazı zaaflarım yaşananlara farklı bir bakış açısı ile bakmama neden oluyorsa ne mutlu şizofrenim diyene...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

(Bugünden 100 yıl sonra bugün gündemi belirleyen insanların hepsi solucanların yemi olacak toprak altında. Bugün var olan herkes hiçbir şey olacak.)

O zaman. Günün hakkını ver. Bırak gün de senin hakkını versin.

Adsız dedi ki...

''Kendimi tam olarak bir şizofren olarak görmesem de bazı zaaflarım yaşananlara farklı bir bakış açısı ile bakmama neden oluyorsa ne mutlu şizofrenim diyene...''

sence bu mu şizofren olmak??

şizofren biri haberlerde ki bir cinayeti izlerken hayatında hiç orada bulunmadığı halde ''bunu ben yaptım'' diyerek ağlıyor.

şizofren hastası eğer uyursa öleceğine inanıyor ve dört gün boyunca vücudunun ve gözlerinin dayanabildiği kadar dayanıyor uykusuzluğa.ve sızmadan hemen önce, artık ne olursa olsun 'ölürsem öleyim' diyerek kapıyor gözlerini içinden tanıdıklarına son kez veda ederek..

sabah kalktığında 'bugün atom bombası düşecek' diye sayıklıyor herkese ve oturup bombanın atılmasını ve ölümü bekliyor..

şizofren hastasının yanında çocukluk arkadaşı bile kalmıyor zamanla. insanlar korkan gözlerle bakıyor ona. hoş şizofren hastası bunun farkında da olmuyor ama bir gün uyanıp(ki çok düşük ihtimal) gerçeğe döndüğünde yanında kimsenin kalmadığının farkında varıyor..kullandığı ilaçların etkisiyle aldığı 20 kilo ve geçen yılların yanında...

ve şimdi şizofren hastalarının entel olduğunu,hayallerle yaşamanın güzel olduğunu düşünüyorlar.. arada ufak ama hayati bir fark var.. hayal kurmak güzel tabii.. kafanın içinde ufak fanteziler falan.. bu hastalık değil yaratıcılıktır belkide.. ama o kafanın içindeki fantezilere kayıtsız şartsız inandığında o zaman güzel olmaktan çıkar..daha ölmeden cehennemi yaşarsın. belkide ölsem ceheneme gitsem de şu acı bitse bile dersin..