21 Kasım 2008 Cuma

Büyük Travma


Bedenimde gereksiz bir hiperaktiflik olduğunu biliyorum ve bu hiperaktiflikle yaşamak zaman zaman kanlara alışmayı öğretiyordu bana.
Aslında 20 Kasım sabahı sıradan bir sabahtı.
Oysa daha on dakika öncesinde beden dersinde atlayışlarımızı, zıplayışlarımızı yapıp enerjimizi boşaltmıştık ama ben her zamanki gibi gene doluydum ve bir şeyler yapmalıydım.
Sırayı ortaya çektim ve üstünden karşıdaki dolapların üstüne zıpladım.
Aptalcaydı. Bir grubumuz vardı sınıfta güya lise ruhunu yakalamaya çalışıyorduk çünkü okuduğum lise ders aşinası ve disiplin delisi insanlardan ve öğretmenlerden oluşan küçük ve sıkıcı bir liseydi ama genede beni bu sözde özel lisede tutan bir şeyler vardı.
İkinci atlayışımda havadayken bir çığlık yankılandı sınıfta 'kafanı duvara vuracaksın' diyordu bu ince ama gür kız sesi.
Çok değil bir saniye sonra kafamı duvarın çıkıntısına vurmuş sarsılarak yere düşmüştüm.
O yere düşüşü zihnimde tekrar tekrar yaşadım.
Yere düştüğümde olayın ciddiyeti belli değildi hatta kahkalar vardı ama birkaç saniye sonra sıcacık kan damlaları üstüme, elime ve belli belirsiz yere düşmeye başladığında gene bir çığlık kopmuştu.
Hayatımda ilk defa kendi kanımı yumak yumak elimde tutmuştum o gün. Sıcacıktı kan ve açık kırmızı rengi vardı, en önemlisiyle benim kanımdı ve bütün okula saçılmıştı.
Revirde okulun bütün rütbeli öğretmenleri başımın ucundaydı. Sitemler havada uçuşuyordu ama bilinçkaybı ya da beyin kanaması olabileceği için yoğun bir telaş vardı odada.
Kan adeta kapağı açılıp ters tutulan bir pet şişenin içindeki su gibi akıyor ve durmak bilmiyordu.
Ben olayın şaşkınlığını üzerimden atamamıştım. Çok da acı yoktu hani ama o elime yüzüme damlayan sıcacık kanlar korkutuyordu beni.
O yoğun çarpışa rağmen bütün yaşananlar en ince detaylarına kadar hala aklımda. Gençliğimin en acı tecrübesini yaşatmıştı bana o gün. Aslında bütün kabahat jackass programına özenip de başımı götümü dağıtan bendeydi.
Mikrop kapmamak için olduğum tetanoz aşısı, ah o kalçamdan yaptıkları (güya enfksiyon kapmaması içinmiş ama ben inanmıyorum bütün bunlara, tıp çok hanımevladı bana kalsa vücut bütün yaraları ve hastalıkları kendi kendine iyileştirir) o antibiyotik iğnesi ve günaşırı yapılan pansumanlar...
İlk öpücükler, ilk seks deneyimleri gibi o yere düşüşü zihnimde tekrar tekrar yaşadım.
Siz siz olun nerede nasıl eğlenilmesi gerektiğini ve nerede durulmasını bilin yoksa benim gibi yaşanılmaması istenen çok tecrübe yaşarsınız ve inanın bana başkalarının aptallıklarını yaşayarak öğrenmek kadar saçma bir şey daha yok...

Hiç yorum yok: